Belge ve kamu görevi suçları
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu (TCK m. 265): Unsurlar, Ceza ve Hakaretten Farkı
Bir trafik denetiminde, bir kamu binasında ya da adliye koridorunda bir görevliyle yaşanan gerginlik, sonradan bir olay tutanağı ve "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla karşınıza çıkabilir. Bu suç TCK m. 265'te düzenlenmiştir. Bu yazı maddenin beş fıkrasını, kamu görevlisi ve yargı görevi yapan kavramlarını (TCK m. 6), cebir veya tehdit ile görevi engelleme amacı unsurlarını, cezayı artıran hâlleri, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaretten (TCK m. 125/3-a) farkını ve ifadeye çağrıldığınızda bilmeniz gerekenleri kanun metnine göre anlatır.
Kısa cevap
Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m. 265/1). Suç yargı görevi yapan kişilere karşı işlenirse iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m. 265/2); kanun Cumhuriyet savcısını ve avukatları da yargı görevi yapan sayar (TCK m. 6/1-d). Kanuni tanım iki öğeyi birlikte arar: cebir veya tehdit ve görevi engelleme amacı. Bu öğeleri taşımayan salt sözlü bir itiraz bu suç tipinin tanımına girmez; somut olayda söz ve davranışların niteliğini mahkeme değerlendirir. Görevliye görevinden dolayı hakaret ise ayrı bir suçtur (TCK m. 125/3-a) ve soruşturulması şikâyete bağlı değildir (TCK m. 131/1).
Görevi yaptırmamak için direnme nedir? (TCK m. 265)
Türk Ceza Kanunu'nun dördüncü kısmının birinci bölümü "Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar" başlığını taşır. Zimmet, rüşvet ve görevi kötüye kullanma bu bölümdedir; görevi yaptırmamak için direnme de aynı bölümde TCK m. 265 olarak yer alır. Madde, kamu görevlisine karşı, onun görevini yapmasını engellemek için işlenen fiili cezalandırır.
Maddenin birinci fıkrası şöyledir: kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fıkra, suçun kime karşı işlendiğini (kamu görevlisi), hareketini (cebir veya tehdit) ve failin amacını (görevin yapılmasını engellemek) aynı cümlede tanımlar. Kanuni tanım bu öğelerin birlikte bulunmasını arar; hangisinin somut olayda gerçekleştiğini mahkeme dosyadaki delillere göre değerlendirir.
TCK m. 265 beş fıkradan oluşur. Her fıkranın düzenlediği konu şöyledir:
- Temel hâl (TCK m. 265/1): kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanmak; altı aydan üç yıla kadar hapis.
- Yargı görevi yapanlar (TCK m. 265/2): suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi; iki yıldan dört yıla kadar hapis.
- Tanınmama ve birlikte işleme (TCK m. 265/3): kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması veya suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi; ceza üçte biri oranında artırılır.
- Silah ve örgüt gücü (TCK m. 265/4): suçun silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi; ceza yarı oranında artırılır.
- Yaralama (TCK m. 265/5): suç sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi; ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.
Bu yazı, bir görevliyle yaşanan tartışma ya da müdahale nedeniyle hakkında bu maddeden soruşturma açılan kişi için yazılmıştır. Kamu görevlisinin kendi görevini kötüye kullanması ayrı bir suçtur; o konu için görevi kötüye kullanma suçu yazısına bakabilirsiniz.
Suçun unsurları: kamu görevlisi, görev, cebir veya tehdit ve engelleme amacı
TCK m. 265/1'in kanuni tanımı dört öğeden oluşur. Her biri ayrı ayrı incelenir:
- Kamu görevlisi. Kanun bu deyimi TCK m. 6/1-c'de tanımlar: kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi. Tanım bir meslek listesi vermez; ölçüt, kişinin kamusal faaliyetin yürütülmesine katılmasıdır. Fiilin yöneldiği kişinin bu tanıma girip girmediğini mahkeme değerlendirir.
- Görevini yapması. Fıkra, görevlinin görevini yapmasının engellenmesini amaç olarak arar. Fiilin görevlinin görevi sırasında ve o görevi engellemeye yönelik olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, dosyadaki tutanak, görüntü ve tanık beyanlarıyla değerlendirilir.
- Cebir veya tehdit. Kanun iki seçimlik hareket sayar: cebir ve tehdit. Bunlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir; kanun bu maddede iki hareketi aynı cezaya bağlamıştır.
- Görevi engelleme amacı. Cebir veya tehdidin, görevin yapılmasını engellemek amacıyla kullanılması gerekir. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır; kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK m. 21/1). TCK m. 265/1 buna ek olarak belirli bir amacı, görevi engelleme amacını, kanuni tanımın parçası yapmıştır.
Salt sözlü itiraz. Kanuni tanımın aradığı hareket cebir veya tehdittir. Görevliye bir işlemin hukuka aykırı olduğunu söylemek, işlemin gerekçesini sormak, tutanağa itiraz şerhi düşmek ya da şikâyet hakkını kullanacağını bildirmek, cebir veya tehdit niteliği taşımadıkça ve görevi engelleme amacıyla yapılmadıkça TCK m. 265/1'in tanımına karşılık gelmez. Ancak sözlerin ve davranışların tehdit niteliği taşıyıp taşımadığı, hangi amaçla yapıldığı ve olayın nasıl geliştiği her dosyada ayrıca incelenir; bu değerlendirmeyi somut olayda mahkeme yapar.
Söz, görevliye yönelik onur kırıcı bir ifade içeriyorsa gündeme gelebilecek madde farklıdır: kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret (TCK m. 125/3-a). Bu ayrım aşağıda ayrı bir başlıkta ve karşılaştırma tablosunda anlatılmıştır. Tehdit kavramının genel çerçevesi için tehdit suçu ve unsurları yazısına bakabilirsiniz.
Unsurların her biri ayrı delil gerektirir. Görevlinin sıfatı ve görevin ne olduğu resmî kayıtlarla ortaya konabilirken, cebir veya tehdidin varlığı ve amacın ne olduğu olayın anlatımına, görüntülere ve tanıklara bağlıdır. Savunma da bu nedenle her unsur için ayrı ayrı kurulur.
Yargı görevi yapanlara karşı direnme (TCK m. 265/2 ve m. 6/1-d)
TCK m. 265/2'ye göre suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Birinci fıkradaki altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla karşılaştırıldığında, kanun bu hâl için hem alt hem üst sınırı daha yüksek tutmuştur.
Kanun "yargı görevi yapan" deyimini TCK m. 6/1-d'de tanımlar: yüksek mahkemeler, adli ve idari mahkemeler üye ve hâkimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar. Tanım hâkimlerle sınırlı değildir; savcılar ve avukatlar da açıkça sayılmıştır. Bu tanımlar, maddenin başında belirtildiği gibi ceza kanunlarının uygulanmasında geçerlidir (TCK m. 6/1).
Fiilin yöneldiği kişinin yargı görevi yapan sıfatı ile fiilin görevle bağlantısı dosyada ayrıca değerlendirilir; ikinci fıkranın somut olaya uygulanıp uygulanmayacağına mahkeme karar verir. Adliye binasında, duruşma salonunda ya da bir savcılık işlemi sırasında yaşanan bir olay bu fıkra bakımından incelenebilir.
Üçüncü ve dördüncü fıkralardaki artırım hâlleri ikinci fıkra için de geçerlidir. TCK m. 265/4 artırımı açıkça "yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza" üzerinden öngörür. Ceza yargılamasının genel akışı için duruşma süreci sayfasına bakabilirsiniz.
Cezayı artıran hâller: tanınmama, birlikte işleme, silah ve örgüt gücü (TCK m. 265/3-4)
Üçte bir artırım. TCK m. 265/3'e göre suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. Fıkra iki ayrı durum sayar; bunlardan birinin gerçekleşmesi artırım için yeterlidir.
Yarı oranında artırım. TCK m. 265/4'e göre suçun silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Kanun örgütün gerçekten var olmasını şart koşmamış, "var sayılan" örgütün korkutucu gücünden yararlanmayı da aynı sonuca bağlamıştır.
Silah ne demektir? Ceza kanunlarının uygulanmasında silah deyiminin kapsamı TCK m. 6/1-f'de beş bent hâlinde sayılmıştır:
- Ateşli silahlar,
- Patlayıcı maddeler,
- Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
- Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
- Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler.
Dördüncü bent, saldırı ve savunma amacıyla yapılmamış eşyayı da tanıma alır; bunun için eşyanın fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli olması gerekir. Olayda kullanıldığı ileri sürülen eşyanın bu tanıma girip girmediğini ve fiilin silahla işlenip işlenmediğini mahkeme somut olayda değerlendirir. Silahla işlenen yaralama suçları için silahla yaralama yazısına bakabilirsiniz.
Artırım oranları kanunda sabittir: üçte bir ve yarı. Bu yazıda bu oranların somut bir dosyada hangi sonuca ulaşacağına ilişkin bir hesap verilmez; ceza, dosyadaki tüm olgular birlikte değerlendirilerek mahkemece belirlenir.
Direnme sırasında yaralanma olursa (TCK m. 265/5)
TCK m. 265/5'e göre bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Kanun bu hâlde direnme suçuyla yetinmemiş, yaralama hükümlerinin de ayrıca uygulanacağını açıkça belirtmiştir.
Fıkranın yalnız kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerini andığına dikkat edilmelidir. Bu hâllerin dışında kalan bir yaralamanın nasıl değerlendirileceği bu fıkrada düzenlenmemiştir; somut olayda hangi hükümlerin uygulanacağını mahkeme belirler. Kasten yaralamanın ceza sistemi için kasten yaralama cezası yazısına bakabilirsiniz.
Görevlinin yaralandığı ileri sürülen dosyalarda sağlık raporları, yaralanmanın niteliği ve olayın görüntüleri önem taşır. Olay sırasında siz de yaralandıysanız, bunu bir sağlık raporuyla belgeletmeniz ve ifadenizde belirtmeniz, olayın iki taraflı akışını dosyaya yansıtabilmeniz için önemlidir.
Direnme, yargı görevi yapana direnme ve görevden dolayı hakaret
Bir görevliyle yaşanan aynı olay, tutanakta farklı maddelere bağlanabilir. Aşağıdaki tablo, kamu görevlisine karşı direnme, yargı görevi yapana karşı direnme ve kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret bakımından kanunun aradığı fiili, mağduru, cezayı ve artırım hâllerini karşılaştırır.
| Ölçüt | Görevliye direnmeTCK m. 265/1 | Yargı görevi yapana direnmeTCK m. 265/2 | Görevden dolayı hakaretTCK m. 125/3-a |
|---|---|---|---|
| Fiil | FiilGörevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanmak (TCK m. 265/1). | FiilAynı fiilin yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi (TCK m. 265/2). | FiilSomut fiil veya olgu isnadı ya da sövme yoluyla onur, şeref ve saygınlığa saldırı (TCK m. 125/1). |
| Kime karşı | Kime karşıKamu görevlisi (TCK m. 6/1-c). | Kime karşıYüksek mahkemeler, adli ve idari mahkemeler üye ve hâkimleri, Cumhuriyet savcısı ve avukatlar (TCK m. 6/1-d). | Kime karşıKamu görevlisi; hakaretin görevinden dolayı işlenmesi aranır (TCK m. 125/3-a). |
| Ceza | CezaAltı aydan üç yıla kadar hapis. | Cezaİki yıldan dört yıla kadar hapis. | CezaÜç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası; cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. |
| Artırım ve şikâyet | Artırım ve şikâyetTanınmama veya birlikte işleme: üçte bir; silah veya örgüt gücü: yarı oranında (TCK m. 265/3-4). Madde metninde şikâyet şartı yer almaz. | Artırım ve şikâyetAynı artırımlar uygulanır; TCK m. 265/4 yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezayı esas alır. Madde metninde şikâyet şartı yer almaz. | Artırım ve şikâyetAlenen işlenirse ceza altıda biri oranında artırılır (TCK m. 125/4); soruşturma şikâyete bağlı değildir (TCK m. 131/1). |
Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaretten farkı (TCK m. 125/3-a ve m. 131/1)
Görevliyle yaşanan bir olayda gündeme gelebilecek ikinci madde hakarettir. TCK m. 125/1'e göre bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hâlinde ise cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (TCK m. 125/3-a). Hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır (TCK m. 125/4).
Hareket farkı. İki suçun kanuni tanımı farklı hareketlere dayanır. TCK m. 265 cebir veya tehdit ile görevi engelleme amacını arar; TCK m. 125 ise onur, şeref ve saygınlığa saldırı niteliğindeki isnat veya sövmeyi. Aynı olay tutanağında hem söz hem fiil bulunduğu ileri sürülebilir; bu durumda iki madde birlikte gündeme gelebilir. Hangi fiilin hangi suç tanımına girdiğini mahkeme değerlendirir.
Şikâyet farkı. Hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır; ancak TCK m. 131/1 kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakareti bu kuralın dışında tutar. Bu nedenle görevliye görevinden dolayı hakaret iddiasında soruşturma, görevlinin şikâyeti aranmaksızın yürütülür. TCK m. 265'in metninde de bir şikâyet şartı yer almaz.
Görevliye yönelik hakaret iddialarının ayrıntısı için kamu görevlisine hakaret yazısına, eleştiri ile hakaret arasındaki sınır için hakaret cezası ve eleştiri sınırı yazısına bakabilirsiniz.
Direnme iddiasıyla ifadeye çağrıldıysanız
Bir görevliyle yaşanan olay nedeniyle karakoldan ya da savcılıktan çağrı aldıysanız, şüpheli sıfatıyla ifadeniz alınabilir. İfade alınırken kanunun saydığı haklar şunlardır (CMK m. 147/1):
- Yüklenen suçun anlatılması. Size hangi fiilin yüklendiği anlatılır (CMK m. 147/1-b). Direnme mi, hakaret mi, yoksa ikisi birden mi isnat edildiğini öğrenmek, açıklamanızı buna göre yapmanızı sağlar.
- Müdafi hakkı. Müdafi seçme hakkınızın bulunduğu, onun hukuki yardımından yararlanabileceğiniz ve müdafiin ifadede hazır bulunabileceği size bildirilir; müdafi seçecek durumda değilseniz ve istiyorsanız baro tarafından bir müdafi görevlendirilir (CMK m. 147/1-c).
- Açıklamada bulunmama hakkı. Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hakkınız olduğu söylenir (CMK m. 147/1-e). Kimliğinize ilişkin soruları ise doğru cevaplamakla yükümlüsünüz (CMK m. 147/1-a).
- Lehinize delil isteme. Şüpheden kurtulmanız için somut delillerin toplanmasını isteyebileceğiniz hatırlatılır ve aleyhinize olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırma, lehinize olan hususları ileri sürme olanağı tanınır (CMK m. 147/1-f).
Bu suç tipinde dosyanın omurgasını olay tutanağı, görevlilerin beyanları, varsa kamera ve telefon görüntüleri ile tanık anlatımları oluşturabilir. Olayı gösteren görüntüleri silmeden saklamanız, olayda bulunan kişilerin iletişim bilgilerini not etmeniz ve yaralandıysanız sağlık raporu almanız, anlatımınızı belgeyle destekleyebilmeniz için önemlidir. Dördüncü hak bu noktada işlev görür: kamera kayıtlarının ya da tanıkların dinlenmesini ifadenizde talep edebilirsiniz.
İfade bir tutanağa bağlanır ve tutanak, ifade veren ile hazır olan müdafi tarafından okunup imzalanır; imzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri tutanağa yazılır (CMK m. 147/1-i). Tutanağı imzalamadan önce okuyun; anlattığınız ile yazılan arasında fark varsa düzeltilmesini isteyin.
Uzlaştırma, seri muhakeme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumların bir dosyada uygulanıp uygulanamayacağı, her birinin kendi maddesindeki şartlara ve dosyanın somut durumuna bağlıdır. Bu yazı bu kurumlar hakkında genel bir değerlendirme içermez; dosyanızda hangisinin gündeme gelebileceğini avukatınızla birlikte inceleyin.
İfade sürecinin genel işleyişi için neden ifadeye çağrıldım ve susma hakkı yazılarına bakabilirsiniz. İfadenin kapsamı ve sonrasında ne olacağı dosyaya göre değiştiğinden, ifadeden önce bir avukatla dosyanızı konuşmanız, hangi delillerin önemli olduğunu belirlemenize yardımcı olur.
Sık sorulan sorular
Polise itiraz etmek görevi yaptırmamak için direnme suçu mudur?
TCK m. 265/1'in kanuni tanımı iki öğeyi birlikte arar: cebir veya tehdit ve görevlinin görevini yapmasını engelleme amacı. Bir işleme sözlü olarak itiraz etmek, gerekçesini sormak ya da şikâyet hakkını kullanacağını söylemek, cebir veya tehdit niteliği taşımadıkça bu tanıma karşılık gelmez. Somut olayda söz ve davranışların niteliğini ve amacını mahkeme dosyadaki delillere göre değerlendirir.
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun cezası nedir?
Temel hâlde altı aydan üç yıla kadar hapistir (TCK m. 265/1). Suç yargı görevi yapan kişilere karşı işlenirse iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m. 265/2). Kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması veya suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza üçte biri oranında (TCK m. 265/3); silahla ya da suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi hâlinde yarı oranında artırılır (TCK m. 265/4).
Suç bir avukata veya savcıya karşı işlenirse ne olur?
TCK m. 6/1-d, yargı görevi yapan deyimini yüksek mahkemeler, adli ve idari mahkemeler üye ve hâkimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar olarak tanımlar. TCK m. 265/2, suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörür. Fıkranın somut olaya uygulanıp uygulanmayacağını mahkeme değerlendirir.
Silahla işlenme hâlinde silah denince ne anlaşılır?
TCK m. 6/1-f'e göre silah; ateşli silahları, patlayıcı maddeleri, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici aleti, bu amaçla yapılmamış olsa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyleri ve sayılan yakıcı, aşındırıcı, zehirleyici gibi maddeleri kapsar. Kullanılan eşyanın bu tanıma girip girmediğini mahkeme değerlendirir.
Olay sırasında görevli yaralanırsa ne olur?
TCK m. 265/5'e göre bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Fıkra yalnız bu ağırlaşmış hâlleri anar; diğer durumlarda hangi hükümlerin uygulanacağını mahkeme belirler.
Görevliye hakaret ile görevi yaptırmamak için direnme arasındaki fark nedir?
Direnme cebir veya tehdit ile görevi engelleme amacını arar (TCK m. 265/1). Hakaret ise onur, şeref ve saygınlığa saldırı niteliğindeki isnat veya sövmedir; kamu görevlisine görevinden dolayı işlenirse cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (TCK m. 125/3-a) ve soruşturulması şikâyete bağlı değildir (TCK m. 131/1). Aynı olayda iki madde birlikte gündeme gelebilir.
Bu suçlamayla ifadeye çağrıldım, hangi haklarım var?
Size yüklenen suç anlatılır, müdafi seçme ve müdafiin ifadede hazır bulunması hakkınız bildirilir, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkınız olduğu söylenir ve lehinize somut delillerin toplanmasını isteyebileceğiniz hatırlatılır (CMK m. 147/1). Kimliğinize ilişkin soruları doğru cevaplamakla yükümlüsünüz (CMK m. 147/1-a). Olayı gösteren görüntüleri ve tanık bilgilerini saklamanız, ifadenizi belgeyle destekleyebilmenizi sağlar.