Tutuklu yargılama ve SEGBİS
Sanık infaz kurumundan bağlanır. Görüntü ve ses kalitesi, müdafi ile duruşma sırasında serbestçe görüşememe ve dosyanın anlık takibi sorun yaratır. Salonda hazır bulundurulma talebi her celse tutanağa geçirilmelidir.
Tutukluluk ve yargılama
Ağır ceza mahkemesi, en ağır cezayı gerektiren dosyaların görüldüğü yerdir. Yargılama üç hâkimli bir heyet önünde yürür; bu mahkemenin görevi ile asliye cezanın görevi birbirinden ayrılır. Bu sayfa, iddianamenin kabulünden hükme kadar sürecin nasıl işlediğini ve savunmanın hangi anlarda gerçekten fark yarattığını anlatıyor.

Kısaca: Ağır ceza mahkemesi yargılama süreci aşamaları nasıl işler?
5235 sayılı Kanun m. 12 uyarınca ağır ceza mahkemesi, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, kanunda ayrıca sayılan suçlar ile ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya üst sınırı on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara ilişkin davalara bakar. Kasten öldürme ve rüşvetin temel şekli bu kapsamdadır; yağma ile irtikâbın birinci ve ikinci fıkraları da kanunda ayrıca sayılmıştır. Üst sınırı on yıl veya daha az olan suçlar ise ağır cezanın ayrıca sayılan görevlerine veya özel bir görev hükmüne girmiyorsa asliye ceza mahkemesinde görülür; çocuklara ve özel yargılama usullerine ilişkin hükümler saklıdır (5235 sayılı Kanun m. 11–12).
Ağır ceza mahkemesinde yargılama, bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik hâkim heyeti huzurunda yürütülür (5235 s. K. m. 9). Ağır ceza mahkemesi yargılama süreci aşamaları sırasıyla; iddianamenin kabulü ve duruşma hazırlığı (CMK m. 175/1), ilk celsede sanık sorgusu ve delil tespiti, tanık ve bilirkişi delillerinin huzurda tartışılması (CMK m. 216), savcının esas hakkındaki mütalaası, sanığın son sözü, hüküm (CMK m. 225/1) ve karara karşı iki haftalık istinaf kanun yolu adımlarından oluşur. Mahkeme heyeti kararını yalnızca duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış delillere dayandırabilir (CMK m. 217/1).
Görev ayrımı, sanığa isnat edilen suçun kanundaki düzenlenişine göre yapılır. Ağır ceza için hem kanunda ayrıca sayılan suçlar hem de cezanın üst sınırı değerlendirilir; yalnız “on yıl” eşiğine bakmak yeterli değildir. Asliye ceza ise sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakar; kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklıdır 5235 sayılı Kanun m. 11–12.
Ağır ceza mahkemesinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur; mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır 5235 s. K. m. 9. Asliye ceza mahkemesinin tek hâkimli olmasıyla arasındaki en görünür fark budur. Kararlar oy çokluğuyla da alınabilir; karşı oy tutanağa geçer ve kanun yolu incelemesinde ayrıca değerlendirilir.
Görev iki ayrı ölçüte göre belirlenir 5235 s. K. m. 12. Birincisi, kanunun ceza miktarına bakmaksızın adıyla saydığı suçlardır: yağma (TCK m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), hileli iflâs (m. 161), Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar. İkincisi genel ölçüttür: ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar.
«On yıldan fazla» ifadesi dikkat ister. Üst sınırı tam on yıl olan bir suç bu ölçütün dışında kalır. Bu nedenle nitelendirme tartışması sadece cezayı değil, hangi mahkemenin yargılayacağını da belirler.
Çocuklar bakımından ayrı bir düzen vardır. Kanun, çocuklara özgü kovuşturma hükümlerinin saklı olduğunu söyler; çocuk ağır ceza mahkemeleri bir başkan ve iki üye ile toplanır ve Çocuk Koruma Kanunu uyarınca belirlenen yerlerde kurulur 5395 s. K. m. 25.
Yargılama sırasında suçun hukuki niteliği değişirse ne olur? Kanun burada tek yönlü bir yasak koyar: duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez CMK m. 6. Yani ağır cezada başlayan bir yargılama, fiil daha hafif nitelendirilse bile ağır cezada biter.
İstanbul’daki ağır ceza dosyası için görüşmeye gelirken iddianameyi, çağrı kâğıdını ve son duruşma tutanağını birlikte hazırlayın. Mahkemenin tam adını ve duruşma salonu bilgisini belgeden kontrol edin; yalnız “ağır ceza” denmesi Çağlayan, Kartal veya Bakırköy’deki birimi ayırt etmeye yetmez. İddianamede gösterilen suç maddesi ile tutanaktaki sonraki değerlendirmeleri tarih sırasıyla not etmek, görev ve savunma konularını aynı dosya üzerinden konuşmayı kolaylaştırır.
Mahkeme, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde bütün belgeleri inceler. Eksik veya hatalı noktalar belirtilerek iddianame iade edilebilir; iade sebepleri kanunda sayılıdır ve bunların başında CMK m. 170'e aykırı düzenlenme ile suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenme gelir CMK m. 174/1. Buna karşılık suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez CMK m. 174/2. On beş gün içinde iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
İddianamenin kabulüyle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar CMK m. 175/1. Mahkeme duruşma gününü belirler ve hazır bulunması gereken kişileri çağırır. İddianame, çağrı kâğıdıyla birlikte sanığa tebliğ edilir; tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliğiyle yapılır ve müdafii de sanıkla birlikte davet olunur CMK m. 176.
Küçük ama işe yarayan bir kural: çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta bulunmalıdır. Bu süreye uyulmamışsa, sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı olduğu hatırlatılır CMK m. 190/2. Savunma hazırlığı için yeterli süre bulunmadığında ilk duruşmada dile getirilecek talep budur.
Tanık ve uzman kişi taleplerinde de bir güvence vardır. Sanığın veya katılanın gösterdiği tanığın çağrılması reddedilirse, ilgili taraf o kişileri doğrudan mahkemeye getirebilir ve bu kişiler duruşmada dinlenir. Yalnızca davayı uzatmak amacıyla yapılan talepler reddedilir CMK m. 178.
Duruşmada hükme katılacak hâkimlerin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin hazır bulunması şarttır; zorunlu müdafilik hâllerinde müdafiin de CMK m. 188/1. Duruşma, sanığın ve müdafiin hazır olup olmadığı ile çağrılan tanık ve bilirkişilerin gelip gelmediği saptanarak başlar. Sanık duruşmaya bağsız alınır. Başkan, duruşmanın başladığını iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar; tanıklar salondan çıkarılır CMK m. 191.
Sonra sırasıyla kimlik saptanır, kişisel ve ekonomik durum sorulur, suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır, susma hakkı ve diğer haklar hatırlatılır, ardından sorgu yapılır. Kural olarak hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz; gelmemesinin geçerli nedeni yoksa zorla getirilmesine karar verilir CMK m. 193/1.
Sorgusu yapılmış sanık, kendisi veya yetkilendirdiği müdafii isterse duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulabilir CMK m. 196/1. Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda istinabe suretiyle sorgu yapılamaz. Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle sorgu yapılabilir veya duruşmaya katılınmasına karar verilebilir CMK m. 196/4. Uygulamada SEGBİS denen sistem budur.
Delillerin ortaya konulmasına sorgudan sonra başlanır. Bir delil üç hâlde reddedilir: kanuna aykırı elde edilmişse, ispat edilmek istenen olayın karara etkisi yoksa, ya da istem sadece davayı uzatmak amacıyla yapılmışsa CMK m. 206/2. Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirse bir tanığın dinlenmesinden vazgeçilebilir.
Tanık dinlenmesinde iki kural savunma için doğrudan sonuç doğurur. Birincisi: olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaretse, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir; daha önce düzenlenmiş bir tutanağın veya yazılı açıklamanın okunması dinleme yerine geçmez CMK m. 210/1. İkincisi: tanıklıktan çekinebilecek kişi duruşmada çekinirse, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz CMK m. 210/2. Aile içi olaylara dayanan dosyalarda bu ikinci kural belirleyici olabilir.
Bunların üzerine iki genel ilke oturur: hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir ve suç, yalnızca hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir CMK m. 217.
Sanık infaz kurumundan bağlanır. Görüntü ve ses kalitesi, müdafi ile duruşma sırasında serbestçe görüşememe ve dosyanın anlık takibi sorun yaratır. Salonda hazır bulundurulma talebi her celse tutanağa geçirilmelidir.
Zorla getirme, istinabe veya vazgeçme gündeme gelir. Ancak olayın tek delili o tanığın beyanıysa, tutanağın okunması dinleme yerine geçmez.
Mahkeme nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı değildir. Ancak sanığa önceden haber verilip savunma imkânı tanınmadan başka bir hükümden mahkûmiyet kurulamaz.
Örgüt ve kaçakçılık dosyalarında dijital materyal, iletişim tespiti ve çapraz beyanlar birikir. Hangi delilin hangi sanığın hangi eylemini gösterdiğinin ayrıştırılması savunmanın ilk işidir.
Beşinci bir grup, birleştirme ve ayırma kararlarıdır. Aynı olaydan doğan dosyaların birleştirilmesi yargılamayı uzatabileceği gibi, tutuklu bir sanığın dosyasının ayrılması lehe sonuç doğurabilir. Bu talep, tutukluluk süresi tartışmasıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Ağır ceza yargılaması uzun sürer; savunmanın etkisi tek bir dilekçede değil, doğru anlarda yapılan doğru taleplerde ortaya çıkar. İncelenen başlıklar şunlardır:
Ağır ceza mahkemesi yargılama süreci aşamaları, soruşturmanın tamamlanmasından kesin hükme ve kanun yolu incelemesine kadar birbirini izleyen beş temel adımda yürütülür:
Cumhuriyet savcısı delilleri toplar, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırır ve yeterli şüphe görürse iddianame düzenler. Bu aşamada müdafiin dosyaya sunduğu deliller, iddianamenin kapsamını doğrudan etkiler.
Mahkeme on beş gün içinde inceler; iade etmezse iddianame kabul edilmiş sayılır. Kabulle kovuşturma başlar. Tensip zaptında duruşma günü belirlenir, çağrılacak kişiler ve toplanacak deliller gösterilir. Tutuklu sanık varsa tutukluluk durumu da bu aşamada değerlendirilir.
Kimlik tespiti, suçlamanın ve delillerin anlatılması, hakların hatırlatılması ve sorgu. Savunmanın delil talepleri ilk celsede dosyaya girmelidir; sonraya bırakılan taleplerin «davayı uzatma» gerekçesiyle reddedilme ihtimali artar.
Tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları alınır, belgeler duruşmada anlatılır CMK m. 209. Deliller tamamlandığında söz sırasıyla katılana, savcıya ve savunmaya verilir; savcı esas hakkındaki mütalaasını sunar, savunma cevabını verir.
Son söz sanığa verildikten sonra hüküm açıklanır. Gerekçeli karar tebliğ edildiğinde iki haftalık istinaf süresi işlemeye başlar. İnceleme, bölge adliye mahkemesinin ilgili ceza dairesinde yapılır.
İstanbul'da «İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi» diye tek bir yer yoktur. Ağır ceza mahkemeleri altı ayrı adliyede kuruludur: Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi, Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi, Bakırköy, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa ve Silivri adliyeleri. Her adliyenin kendi yargı çevresi ve kendi numaralandırılmış daireleri vardır.
Dosyanın hangi adliyeye düşeceğini suçun işlendiği yer belirler. Anadolu yakası ilçelerindeki olaylar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'ne gider. Avrupa yakası tek merkezde toplanmamıştır; ilçeye göre Çağlayan, Bakırköy, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa veya Silivri adliyelerinden birine düşer. Tebligattaki mahkeme adı ve esas numarası, hangi binaya gideceğinizi gösteren tek güvenilir bilgidir.
Daireler arasında ihtisaslaşma vardır. Kanun, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceğini ve bu kararların Resmî Gazete'de yayımlanacağını düzenler 5235 s. K. m. 9. İstanbul gibi çok daireli yerlerde bunun sonucu şudur: örgüt, terör veya ekonomik suç dosyaları belirli dairelerde toplanır. Yani dosyanın hangi daireye düştüğü tesadüfi değildir ve o dairenin yerleşik uygulaması savunma stratejisini etkiler.
Tutuklu dosyalarda SEGBİS pratikte kuraldır. İstanbul'da tutuklular çoğunlukla Silivri ve Maltepe gibi şehir dışı yerleşkelerdeki ceza infaz kurumlarındadır. Mahkeme Çağlayan'da, sanık Silivri'dedir. Bu nedenle duruşmalar sık sık görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle yapılır. Bu yöntem, sanığın müdafii ile duruşma sırasında serbestçe görüşmesini zorlaştırır. Sanığın salonda hazır bulundurulması talebini her celse yenilemek ve tutanağa geçirtmek, hem savunma hem de kanun yolu bakımından önemlidir.
Duruşma günü lojistiği. Çağlayan ve Kartal gibi büyük adliyelerde bir güne çok sayıda dosya verilir ve aynı saate birden fazla duruşma yazılabilir. Duruşma saati ile salon numarasının duruşma sabahı UYAP üzerinden teyit edilmesi, özellikle şehir dışından gelen tanık ve müştekiler için boşa geçen bir günü önler. Tanıklarınız varsa duruşmadan birkaç gün önce tebligatlarının ulaşıp ulaşmadığını kontrol ettirmek de aynı işi görür.
Ağır ceza mahkemesi, kanunda ayrıca sayılan suçlar ve üst sınırı on yıldan fazla hapis gerektiren suçlar ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlara bakar. Üst sınırı on yıl ve altında kalan bir suçta ayrıca ağır ceza görevi veya özel bir görev hükmü yoksa asliye ceza görevlidir (5235 sayılı Kanun m. 11–12). Yağma ile irtikâbın birinci ve ikinci fıkraları, ceza eşiğinden ayrı olarak kanunda sayılır. Asliye ceza tek hâkimlidir; ağır ceza bir başkan ve iki üye ile toplanır (m. 9). Çocuklara ve özel yargılama usullerine ilişkin hükümler saklıdır.
Ağır ceza mahkemesi yargılama süreci aşamaları sırasıyla; iddianamenin kabulü ve duruşma hazırlığı (tensip), ilk duruşmada sanık sorgusu, tanıkların dinlenmesi ve delillerin duruşmada tartışılması (CMK m. 216), Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaası, sanığın son sözü, hüküm (CMK m. 225/1) ve kararın gerekçesiyle tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yolu başvurusundan oluşur (CMK m. 273/1). Yargılama bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik mahkeme heyeti tarafından yürütülür (5235 sayılı Kanun m. 9).
Kanun iki ölçüt kullanır. Birincisi adıyla sayılan suçlardır: yağma, irtikâbın birinci ve ikinci fıkraları, resmî belgede sahteciliğin ikinci fıkrası, hileli iflâs, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümündeki suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar. İkincisi genel ölçüttür: ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar (5235 sayılı Kanun m. 12).
Mahkeme, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde inceler. Bu süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır (CMK m. 174/3). Kabulle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar (CMK m. 175/1). Suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
Kural olarak hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz ve gelmemesinin geçerli nedeni yoksa zorla getirilmesine karar verilir (CMK m. 193/1). Ancak sorgusu yapılmış sanık, kendisi veya yetkilendirdiği müdafii isterse mahkeme tarafından duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulabilir (CMK m. 196/1). Bu, mahkemenin takdirindedir ve her dosyada verilmez.
Mahkeme zorla getirme kararı verebilir veya istinabe yoluna gidebilir. Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirse tanığın dinlenmesinden vazgeçilebilir (CMK m. 206/3). Buna karşılık olayın delili o tanığın açıklamalarından ibaretse, tanık duruşmada mutlaka dinlenir; daha önce düzenlenmiş tutanağın okunması dinleme yerine geçmez (CMK m. 210/1).
Deliller toplandıktan sonra Cumhuriyet savcısının sunduğu talebe uygulamada bu ad verilir. Kanuni dayanağı, delillerin tartışılmasındaki söz sırasıdır: söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine verilir (CMK m. 216/1). Mütalaa mahkemeyi bağlamaz; savunma buna cevap verir ve hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa aittir (CMK m. 216/3).
İlk derece hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulur. İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, hükmü veren mahkemeye dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması suretiyle yapılır (CMK m. 273/1). Tutuklu sanık, bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunarak da başvurabilir; bu anda süre kesilir (CMK m. 263).
İlgili sayfalar
Ağır ceza dosyalarının çoğu tutuklu yürür. Tutuklama nedenleri, süreler, itiraz ve tahliye talebi.
Sayfaya gitKovuşturma aşamasında adli kontrole mahkeme karar verir. Yükümlülükler, süre sınırı ve kaldırılması talebi.
Sayfaya gitAğır ceza mahkemesinde en çok tartışılan dosya tipi. Örgüt üyeliği iddiası, iletişim tespiti ve çok sanıklı yargılama.
Sayfaya gitAğır ceza mahkemesinin klasik dosyası. Kast, haksız tahrik, meşru savunma ve otopsi raporunun değerlendirilmesi.
Sayfaya gitİlgili sayfalar
Bir yakınınız tutuklandıysa aklınızdaki ilk soru muhtemelen «ne zaman çıkar» sorusudur.
Sayfaya git
Ceza hukukunun en ağır yaptırımları bu suç tipinde uygulanır.
Sayfaya git
Birlikte suç işleyen üç kişi, kanun anlamında henüz bir örgüt değildir.
Sayfaya git
Dosyanızın konusu belliyse doğrudan ilgili suç sayfasına gidebilirsiniz. Tüm çalışma alanları
Elinizde iddianame, tensip zaptı ya da duruşma tebligatı varsa yanınıza alın. İlk konuşmada dosyanın hangi aşamada olduğunu, bir sonraki celsede hangi taleplerin sunulması gerektiğini ve tutukluluk varsa bunun ayrıca nasıl takip edileceğini anlatalım.